Ana içeriğe atla

Dünya Standartlarında İşveren Markası Yaratmak Amacıyla, Türk Firmalar İçin Fırsatlar


Geçtiğimiz üç yıl, evrensel işveren markalaşması endüstrisinde dev adımların atıldığı bir periyod oldu. Araştırma çalışmaları ve sayısız konferanslar neticesinde tüm dünyada kabul gören World Employer Branding Day 2016, 36 ülkeden 250 liderin katılımıyla Prag’da yapıldı. İnsan kaynakları ve İşveren Markası Uzmanı, ayrıca ödül sahibi blogger Merdiye Eker ve EBInternational Başkanı Brett Minchington etkinlik sonrası değerlendirmelerini siz okuyucuları ile paylaştı. 
Uygulaması ve detaylı açıklamalarıyla ülkeler bazında işveren üzerindeki sorunlara getirisinin, Türk firmalar için fırsatların anlatıldığı yazıda bir genç olarak dikkatimi çeken konu başlığı "Gelecek Nesil Elemanların İhtiyaçlarını Anla". 
"Dünya Ekonomik Forumu beyin takımına göre Türkiye işçi piyasası, yeterlikte 144 ülke arasında 131. sırada yer almaktadır. Gelecek çalışan jenerasyonun, 1990-2000 arası doğanların bunu değiştirmek için bir şansları vardır.  Bu jenerasyonda muazzam sayıda eleman işe girmektedir ve gelecek yıllarda çalışma dünyasını şekillendireceklerdir. Ortalama yaş 30 olan Türkiye gibi bir ülkede nüfusun hemen hemen %25 ini 1990-2000 arası doğanlar teşkil etmektedir.
Türkiye’nin genç nüfusu, iş gücünün büyümesi için de çok önemli bir katkıdır. 24.7 milyon insan iş gücünde aktiftir ve Türkiye Avrupa ülkeleri içinde dördüncü en büyük iş gücüne sahip olan ülkedir.  Halen Türkiye’de 1.2 milyonun üstünde üniversite öğrencisi vardır. Türkiye’de her yıl üçte biri mesleki, teknik ve profesyonel liselerden olmak üzere 730.000 öğrenci mezun olmaktadır. Her akademik yıl sonunda Türkiye’deki 116 üniversiteden yaklaşık 400.000 kişi mezun olmakta ve iyi eğitimli, motive olmuş 24.7 milyondan fazla yeteneğin bulunduğu havuza ilave olarak işçi pazarına bağlanmaktadır.
Uluslararası Programlar Merkezi U.S.Census Bureau’nın araştırmasına göre Türkiye, 2025 yılında Avrupa ve Kıbrıs, İrlanda, Litvanya, Rusya, İngiltere, Hırvatistan Norveç, Fransa, Danimarka, Hollanda, Macaristan; İsveç, Yunanistan, Almanya, İsviçre, İspanya ve İtalya gibi çevre ülkelere göre en yüksen genç nüfusa sahip olacaktır. Bu yüzden, Türkiye’deki 1990-2000 arası doğan topluluğun bu çokluğu,  olgunlaşmış iş güçlerinin ikmali için, diğer ülkelere Türkiye’yi istenilir bir hedef kılmaktadır. Bu durum, Türk firmaları için endişe uyandırmalıdır.
Deloitt çalışmasında, coğrafya veya cinsiyetin alakasız olduğunu bulmuştur, halen çalışan millenials’ın (1990-2000 arası doğan nesil) sadece %28’i şuan sundukları becerilerin tam kapasite olduğunu hissetmektedir. Bu oran gelişmiş piyasada %23 ama Türkiye’de %15 e düşmektedir. İyi haber şu ki Millenials’ın çoğunluğu güncel organizasyonda kariyer tutkularıyla tam olarak buluşmalarına izin veren deneyim ve becerilere sahipler veya elde edebileceklerdir.
Deloitte, çok büyük sayıda millenials’ın, üretim ve kar maksadıyla, insanların dikkatini çekerek işletmenin ödeme süresinin reset edilmesine inandıklarını belirtmiştir. Millenials’ların %75’i, şirketlerin kurum gelişimine yeterli odaklanmadığına, kendi gündemlerine çok sabitlendiklerine inanmaktadırlar.
Şahsi ve profesyonel gelişim seçeneklerini kapsayan ve millenials çalışanlarını ve adayları kapsayan yetenek yönetimi stratejileri ve tipik işveren markası gelişimi ile, şirketlerin önemini, bu istatistik ortaya koymaktadır."
Detaylı yazı metnine paylaşacağım link üzerinden ulaşabilirsiniz.
Merdiye Eker'i çalışması için tebrik ederim. 

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

İşletmelerin Sorumlulukları

İşletmeler, ticari faaliyetlerini sürdürmelerinin yanı sıra bulundukları topluma, çalışanlarına, çevrelerine, paydaşlarına, tüketicilerine ve devlete karşı birtakım sorumlulukları da üstlenmek zorundadırlar. İşletmelerin büyümeleri ve süreklilik arz etmelerinde bu sorumlulukları yerine getirmeleri büyük önem taşımaktadır. Sorumluklarını yerine getiren işletmeler toplum tarafından kabul görmenin yanında toplumun refah düzeyinin artmasına da katkı sağlarlar. İşletmelerin sorumlukları genel olarak üç başlık altında toplanabilir. Bunlar; İşletmelerin sosyal sorumlulukları, işletmelerin ahlaki sorumlulukları ve işletmelerin çevreye karşı sorumluluklarıdır. İşletmelerin Sosyal Sorumlulukları Sosyal sorumluluk, işletmelerin topluma karşı duyarlı davranmalarıdır. İşletmeler faaliyetlerini sürdürürken toplumun faydasını gözetmeli, toplumun kaynaklarını akılcı bir şekilde kullanmalı ve topluma karşı duyarlı davranmalıdır. Bu yüzden işletmeler karar alırken, alınan kararların topluma yaratacağı …

Kariyere İlişkin Güncel Sorunlar

Çalışma hayatı kazanılan deneyimler veya maddi boyutla sınırlı kalmıyor. Kişi üzerinde oluşan baskın karakterler ilerleyen süreçte kariyere ilişkin sorunların doğmasına sebebiyet vermekte. Bu yazıda sıkça karşılaşılan kariyer sorunlarının tanımlamalarına yer vermek istedim. Ders notlarımdan edindiğim kesitleri diğer bir yazımda sizlerle paylaşacağım.

Çağımızın koşulları; çalışma ilişkilerinde ve biçimlerinde, hem organizasyonlar hem de çalışanlar açısından önemli değişiklikler yaratmıştır. Organizasyon yapılarından, çalışma saatlerine; iş güvencesinden, kariyer tercihlerine kadar birçok konuda geleneksel yaklaşımlardan uzaklaşılmıştır. Konu bireysel açıdan ele alındığında; çalışanların kariyerleri ile ilgili yeni, bir takım güncel sorunlarla karşı karşıya oldukları görülmektedir. Kariyere ilişkin güncel sorunları şu şekilde belirtebiliriz.
1) Can Tavan Uluslar arası Çalışma Örgütünün(ILO) yaptığı araştırmalar doğrultusunda; kadınların toplam çalışanların %40’ını oluşturduğu, işsizli…

Çalışma Hayatında Mutluluk Geleneksel Midir?

Kariyer basamakları bizlerin okul dönemlerinden başlayarak öğrendiklerimizle birlikte ilerleyen süreçte çalışma hayatına girerek devam eden süreçtir ve kişi bu süreçleri atlatırken başından geçen bir takım olaylarla kendine bir plan dahilinde yol çizmektedir.
Çalışma hayatı çok çalkantılı ve apayrı bir dünyadır. Sizler çalışırken yaptığınız işten mutlu musunuz diye sorsam buna kimilerimiz evet kimilerimiz hayır diyecektir. Zamanın getirdiği ve yeni yüzyılın çalışma koşulları insanları tatminsizliğe doğru sürüklemektedir. İnsan mutlu olamadığı işi ne kadar sürdürebilir? Ne kadar daha buna göz yumabilir?
Blog çalışmalarımda konuya göre araştırmalar yaparken, zaman zaman bir araya gelip konuştuğum arkadaş gruplarımdan, tanıştığım kişilerden ya da sorunlarını dinlediğim kişilerden notlar alıyorum. Bu yazımda üzerinde durduğum konu "Çalışma Hayatında Mutluluk Geleneksel Midir?" ve yazımızı hazırlarken görüştüğümüz kişilerin yanıtlarından çoğunluğu geleneksel olan çalışma hayatıd…