Ana içeriğe atla

Stresle Başa Çıkma

Stres günlük yaşantımızda en sık kullandığımız sözcüklerden birisidir. Bu kadar sık kullanılmasına rağmen, bu kavramın tanımlaması bir o kadar güçtür. Kişi kendini çevreye adapte ettği süre içerisinde algıda oluşabilecek her türlü semptom iyi ya da kötü yönlü duyarlılığını harekete geçirir. Anlık gelişebilir veya bir süre geçtikten sonra bu geçmiş ya da gelecekte oluşabilecek durumun bilinç altında harekete de geçirebilir.
Okuğum bir makalede Gruen, Folman ve Lazarus tarafından 1988 yılında yürütülen bir çalışma da günlük sıkıntıların tamamından ziyade kişi için merkezi önemi olan sıkıntıların daha fazla stresle ilişkili olduğu ortaya konulmuş. Kişinin kişisel yaşamında önemli olan konular, önemli hedefler, inançlar ve bağlılıklarla ilgilidir ve bu alanda yaşanan günlük sıkıntılar örneğin trafik sıkışıklığında daha fazla kişi için stres kaynağı olacaktır. Günlük sıkıntılar üzerinde yapılan başka bir çalışma da olumlu ya da olumsuz kişiler arası ilişkilerle ilgili olayların stres ve iyilik halinin önemi vurgulanmıştır. Kısacası bu çalışmalar bize gündelik hayatımızda yaşadığımız tüm sıkıntıların ya da engellemelerin aynı düzeyde strese yol açmadığını, bazı günlük sıkıntıların diğerlerine göre kişiler için daha fazla stres verici olduğunu ortaya koymaktadır.
Stresli olaylarla karşı karşıya kalan kişilerin başa çıkma becerileri kişinin iyilik hali üzerinden ve bazı sağlık riskleri taşıması konusunda belirleyicidir. Çocukların gelişme çağında çevreye karşı duyarlılıkları çok fazladır ve olaylardan etkilenmektedirler. İlerleyen süreçte stres ve kaynakların gelişiminde kişiliğinin bozulması, bireyin bilinç altında kötü rolünün belirmesine yol açacaktır.
images (1)
"Bireylerin başlarına gelen olayları kontrol edebileceklerine inanmaları stresle mücadele etmelerini kolaylaştırır."
Dirençlilik, yaşamın anlamlı olduğu, geleceğimizi kendimizin seçeceği ve değişimin ilginç ve değerli olduğu düşüncelerini içeren kişilik özelliğidir. Bu kişilik özelliğine sahip olan kişiler stres ve acıyı var oluşun normal bir özelliği, yaşamın parçası olarak görürler. Kontrol, insanların yaşamlarındaki deneyimleri ve sonuçları etkileyebileceklerine dair duydukları inançtır. Bağlılık, insanların yaşamlarındaki olay, durum ve kişilerdeki anlam ve katılım duygusu hissetmeleridir.(Alıntı)
Bağlılık sayesinde kişi iş, aile ve kişiler arası ilişkiler ve sosyal kurumlar gibi yaşamdaki bir çok alana tam bir katılım gösterecektir. Tam tersine dirençlilikte insanların bağlanma yerine daha fazla yabancılaşma duygusu, dış güçlere teslimiyet, değişimi istememe dirençli olmayan insanların eğilimine işaret eder çünkü olay nezhinde kişinin kendi yaptırımları ve çıkarımları yine kendisinde bitecektir. Stres zihinsel olarak kendini iyi hissetme haline alıştırılmış kişilerde daha az görülmektedir.
"Olumlu duyguların hissedilmesi, bireylerin tutum ve davranışlarına da olumlu bir etki yapabilmektedir."
İyi bir şeylerin olacağına inanmaya ve beklemeye yol açan bir kişilik özelliğide iyimserliktir. Dİğer taraftadan kötümserlik hali de, kötü şeylerin olacağını bekleme durumudur ve daha fazla olumsuz duygu ile ilişkilidir. İyimserlik daha az stresle ilişkilidir çünkü olaylara iyi tarafından bakmak, olayları olumlu olarak yeniden değerlendirmeye yol açar.Yetişkinlikteki iyimserlik bir çok olumlu sonuçla ilişkilidir. Yüksek akademik başarı, iş başarısı, mutlu aile yaşamı, kayıpla çok daha iyi başa çıkma, daha az psikolojik belirti yaşama, daha iyi yaşam doyumu, daha az olumsuz duygu durum, bağışıklık sistemindeki olumlu etkiler gibi örnek iyimser tutumları stresin önüne bariyer çekilebilir. İnsanların yaşamında geçiciliğin daha iyi farkında olma ve burada yaşama söz konusudur. Bu kişiler önemli ilişkilere iş ve geçici ilişkilerden daha fazla dikkat verebilmektedir.
Dirençlilik ve iyimserlik stresle başa çıkma konusunda olumlu etkiye sahip olan faktörlerken ruminasyon, stresin etkilerini daha da ağır hale getiren faktördür.Ruminasyon; kalıcı, yineleyen, kişinin kendine odaklandığı bir durumdur ve kişi, problemlerin yarattığı olumsuz sonuçları, duyguları analiz ederek çok uzun zaman harcar ve defalarca aynı problemleri düşünerek kişiyi olumsuz hale getirir."Neden başarısızım? Çok kötü hissediyorum, neden o kadar olumsuz davrandım? Neden hiç bir konuda başarılı olamıyorum?" gibi düşünceleri tekrar tekrar düşünmek tipik ruminasyon örnekleridir."(Alıntı) Ruminasyon görüldüğü üzere insanların problemleri nedenleri bakımından bir farkındalık sağlamasına rağmen onları pasifliğe ve çaresizliğe hapseder. Çünkü ruminasyon, olumsuz duyguların, olumsuz düşünce yanlılıklarına, zayıf problem çözmeye, güdüsel ve davranışsal ketlenmeye, konsantrasyon problemlerine ve stresin artışına yol açar.Pazartesi sendromu olarak nitelendirdiğimiz ancak bir günü iş yükünden ötürü yanlış etkilenmek stresin aslında kendimize yüklendiğimizin göstergesidir. Sendrom kişinin kendisidir.
images (2)
Stres ve etkileri bilimsel açıklık kadar sosyal desteğin kazandırılmasıdır. Kişi ön yargısı, maddi kaynağın varlığı/yokluğu, benlik hissiyatı, aidiyet arzusu, kendini gerçekleştirme gibi ihtiyaçlarının döngüsünde olabilitesi yüksek faktörler içeriğinde yer alır.Sonuç olarak stres ve strese anlam katan, strese yön veren açık uçlu kaynakların kişi için olumsuz, dirençlilik ve iyimserlik kavramlarında stresi azaltan faktörler olduğunu söylemiştik.Ruminasyon gün içerisinde ve gelecek zamanda dış faktör ve iç faktör koşullarına göre süreklilik arz eden stres etkeni olarak görülmektedir.
"Stresin içindeki fırsatları görebilme yetenek değil, kişi yaptırımlarının kazanımıdır."
Yapacağınız yorum ve paylaşım değer niteliğindedir. Sevgili okurum teşekkür ederim :)

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

İşletmelerin Sorumlulukları

İşletmeler, ticari faaliyetlerini sürdürmelerinin yanı sıra bulundukları topluma, çalışanlarına, çevrelerine, paydaşlarına, tüketicilerine ve devlete karşı birtakım sorumlulukları da üstlenmek zorundadırlar. İşletmelerin büyümeleri ve süreklilik arz etmelerinde bu sorumlulukları yerine getirmeleri büyük önem taşımaktadır. Sorumluklarını yerine getiren işletmeler toplum tarafından kabul görmenin yanında toplumun refah düzeyinin artmasına da katkı sağlarlar. İşletmelerin sorumlukları genel olarak üç başlık altında toplanabilir. Bunlar; İşletmelerin sosyal sorumlulukları, işletmelerin ahlaki sorumlulukları ve işletmelerin çevreye karşı sorumluluklarıdır. İşletmelerin Sosyal Sorumlulukları Sosyal sorumluluk, işletmelerin topluma karşı duyarlı davranmalarıdır. İşletmeler faaliyetlerini sürdürürken toplumun faydasını gözetmeli, toplumun kaynaklarını akılcı bir şekilde kullanmalı ve topluma karşı duyarlı davranmalıdır. Bu yüzden işletmeler karar alırken, alınan kararların topluma yaratacağı …

Kariyere İlişkin Güncel Sorunlar

Çalışma hayatı kazanılan deneyimler veya maddi boyutla sınırlı kalmıyor. Kişi üzerinde oluşan baskın karakterler ilerleyen süreçte kariyere ilişkin sorunların doğmasına sebebiyet vermekte. Bu yazıda sıkça karşılaşılan kariyer sorunlarının tanımlamalarına yer vermek istedim. Ders notlarımdan edindiğim kesitleri diğer bir yazımda sizlerle paylaşacağım.

Çağımızın koşulları; çalışma ilişkilerinde ve biçimlerinde, hem organizasyonlar hem de çalışanlar açısından önemli değişiklikler yaratmıştır. Organizasyon yapılarından, çalışma saatlerine; iş güvencesinden, kariyer tercihlerine kadar birçok konuda geleneksel yaklaşımlardan uzaklaşılmıştır. Konu bireysel açıdan ele alındığında; çalışanların kariyerleri ile ilgili yeni, bir takım güncel sorunlarla karşı karşıya oldukları görülmektedir. Kariyere ilişkin güncel sorunları şu şekilde belirtebiliriz.
1) Can Tavan Uluslar arası Çalışma Örgütünün(ILO) yaptığı araştırmalar doğrultusunda; kadınların toplam çalışanların %40’ını oluşturduğu, işsizli…

Çalışma Hayatında Mutluluk Geleneksel Midir?

Kariyer basamakları bizlerin okul dönemlerinden başlayarak öğrendiklerimizle birlikte ilerleyen süreçte çalışma hayatına girerek devam eden süreçtir ve kişi bu süreçleri atlatırken başından geçen bir takım olaylarla kendine bir plan dahilinde yol çizmektedir.
Çalışma hayatı çok çalkantılı ve apayrı bir dünyadır. Sizler çalışırken yaptığınız işten mutlu musunuz diye sorsam buna kimilerimiz evet kimilerimiz hayır diyecektir. Zamanın getirdiği ve yeni yüzyılın çalışma koşulları insanları tatminsizliğe doğru sürüklemektedir. İnsan mutlu olamadığı işi ne kadar sürdürebilir? Ne kadar daha buna göz yumabilir?
Blog çalışmalarımda konuya göre araştırmalar yaparken, zaman zaman bir araya gelip konuştuğum arkadaş gruplarımdan, tanıştığım kişilerden ya da sorunlarını dinlediğim kişilerden notlar alıyorum. Bu yazımda üzerinde durduğum konu "Çalışma Hayatında Mutluluk Geleneksel Midir?" ve yazımızı hazırlarken görüştüğümüz kişilerin yanıtlarından çoğunluğu geleneksel olan çalışma hayatıd…